Tunay: Hacı Kasım Vahdet Cephesinin Bir Simgesidir
Şehid Serdarı Anma Komitesi tarafından organize edilen ve Kudüs TV'den canlı olarak yayınlanan programda Araştırmacı Yazar Ali Tunay'ın yaptığı konuşmanın tam metni...

Hacı Kasım Süleymani, birkaç gündür hem ülke gündeminde, hemde dünya gündeminde, konuşulan şehid, bir şahsiyettir. Benim, özetle söylemem gereken, Hacı Kasım Süleymani şahsında anlamamız gereken, askeri kimliği bir yana, diplomasisi, siyaseti, becerisi bunların hepsi bir yana, Müslümanların  öğrenmesi gereken onun ahlakıdır. Bu disiplinli bir ahlaktır.
 
Müslümanlar, özellikle son çeyrek yüzyılda enerjilerini birbirlerinin üzerine boşaltan insanlar topluluğu olarak anıldılar. Hatta ülkemizde de, son zamanlarda Hacı Kasım Süleymani şahsında yapılan etkinlikler, çalışmalar üzerine çıkan tartışmalarda da biz bunu yoğun olarak gördük. Müslümanlar genelde Siyonizmle, Amerikan emperyalizmi ile uğraşmaları gereken, birbirleriyle uğraşma yolunu seçtiler. Böyle bir metodu seçtiler. Bu gelenek hala devam ediyor. Acı olanda her iki taraftan da bunun böyle olmasıdır.
Birbirlerini karşılıklı olarak suçlayan, birinin kahraman diğerinin terörist olarak tanımladığı, şahsiyet üzerinde yola çıkan insanlar içerisinde, maalesef her iki tarafta boş alan açtılar. Bunları üzülerek izledim.İ Üzülerek takip ettim. Oysa Müslümanlar disiplin ve ahlak üzere emrolunmuş insalardır. Kendi yollarında, kendi çizgileri üzerinde, kendi disiplinlerini belirleyen, kendi yol haritalarını belirleyen, ve o haritalar üzerinde yürüyen insanlar topluluğu olarak anılırlar.
 
Muhalifleriniz, rakipleriniz, düşmanlarınız tabi ki sizi kendi alanlarına çekmek isterler. Kendi stratejilerini, sizin stratejiniz üzerinde hakim kılmak isterler. Sizi kendi sahalarına çekmek isterler. İşte sizin de imtihan gününüz, alanınız orada başlar. Yani siz o tuzağa düşmeme adına orada imtihan olunursunuz.
Maalesef, birkaç gündür ülkemizde, bu anlamda, gerek sosyal medyada, gerekse karşı karşıya atışmalarda, edep ve haya sınırlarını aşacak kelimelerle ve uslupla, kaos ve kavga ortamı oluşturdular.
 
Tabi bu, emperyalizmin,siyonizmin coğrafya üzerindeki projelerinden biridir. Biz geçmişte Mısır’da bunu yaşadık. Biliyorsunuz ki; Mısırda Sisi’nin müttefiki, Mursiye karşı, Nur partisiydi. Nur partisi Müslümanlardan oluşuyordu. Namaz ehli insanlardı. Bunlar kendilerini Allah’ın kulları olarak telakki eden insanlardı. Ama siyaset, rakiplik bunların Mursi’yi Sisi eliyle alaşağı etmeye kadar götürdü. Dünyanın diğer coğrafyalarında da bunlar yaşanıyor. Zaten Amerika’nın bölgeye giriş sebebini, sizlerinde malumunuz olduğu gibi hepimiz biliyoruz.
 
Amerika bölgeye birkaç denklemli girdi. Bir politika, bir siyaset üzerinden yürümedi. Irak’ta düzen kurma adına, Suriye’de var olan düzeni yıkma adına, Lübnan’da sistemi sabote etme, kaos ortamı yaratma adına, sebepler oluşturarak coğrafyaya girdi. Buradaki planın yürümesi içinde, öbek öbek halklar üzerinde toplum mühendisliklerinin de yapılması gerekiyordu. Bu toplum mühendislikleri, önce kişisel düzeylerde, kültürel düzeylerde insanları birbirinden ayrıştıran, birbirlerine karşı şeytanlaştıran ve ileriki sahalarda artık yok edilmesi gereken bir pozisyona sokması ki; biz buna Terörizm diyoruz. Terörizm faaliyetleri diyoruz. İnsanların zihinlerini işgal edersiniz. Karşı taraftaki muhalefeti artık yok edecek pozisyona sokarsınız. Ve artık oradan iç savaş, kaos, çatışma, terörizm, kavga, ve savaş ortamları yaratırsınız.
 
İşte emperyalizm böyle bir şeydir! Bu coğrafyada da yaptığı budur. Dolayısıyla basiret anlamında, siyasal bilinç anlamında, bölgede gerçekten vatansever iman sever noktada, bir hayat anlayışını benimsemiş kardeşlerin, Müslümanların bu anlamdaki tuzaktan, kendilerini mümkün derece’de sakındırmaları gerekiyor. Yani ülkemizden ve coğrafyamızdan yola çıkarsak eğer biz, seksen milyonluk bir ülkede, elbette farklı düşünen insanlar olacak. Adam sizin fikrinizin tam karşısında olacaktır. Hatta sizi tahrik için, özellikle, planlanmış oyunları sahneye koymanın figürü olacaktır o insanlar. Bu coğrafyada bilerek yapılan şeyler bunlar. Hasbelkader kendiliğinden spontane gelişen olaylar değil. Fakat bunlar bizim enerjilerimizin boşalma alanlarına dönüşürse, bu bizim için bir zaaftır. Yani bizim yumuşak karnımız olur. Bizi esas hedeflerimizden saptırır.
 
Dolayısıyla benim kardeşlerden ricam! Lütfen herkes kendi doğrusu üzerinden, kendi stratejisi üzerinden, bu topraklara bu vatana bu millete, bu coğrafyaya, hayırlı ve doğru olarak kabul ettiği, istikametteki planlarını. Bir başkasının planına lütfen kurban ettirmesinler. Bu çok önemli benim açımdan. Ben işin bu yönünü, çok değerli görüyorum. Genelde buradan zaafa uğruyoruz. Burada bir sıkıntımız var. Bunu aşmamız gerekiyor. Bura da bütün duyularımızın açık olması lazım.
 
Hacı Kasım bölgenin artık bir özgürlük simgesi olmuştur. Yani antiemperyalist bir simge olarak ortaya çıktı. Hacı Kasım 2011 Suriye savaşından önce, tüm dünya Müslümanları için bir çok şey yapmasına rağmen adının çok fazla bilinebilirliği olmayan bir komutandı. Bir asker, bir insandı. 2011 Suriye savaşından sonra, şartlar Hacı Kasım’ın sembol oluşu gibi bir sorumluluğu onun sırtına yükledi. Onun meziyetleri de, zaten onunla beraber ortaya çıktı. Ümmet Hacı Kasım’ı o yönüyle tanıdı.
 
Hacı Kasım cephede bir savaş komutanı. Hacı Kasım bir diplomat. Hacı Kasım halk içerisinde bir kanaat önderi. Hacı Kasım bir muhlis, bir Salih idi. Hacı Kasım Kızının da anlattıklarıdan öğrendiğimiz gibi, iyi bir babadır. Yani tüm bunları topladığınızda, Hacı Kasım yerinde, zamanında yaptıklarıyla antiemperyalist ve anti Siyonist olma özelliğiyle, dünya Müslümanlarına simge oldu. Biz onu artık doğunun Che Guevera’sı olarak sahiplenmek zorundayız. 6.filo dönemlerini hatırlayın. O dönemlerde, Che Guevara sembolleri üzerinden antiemperyalist bir söylem üretilirdi.  Hacı Kasım doğunun Che guevara’sı, Ömer Muhtar’ı, Mandela’sı anlamındaki, özgürlük savaşçılarının, tabiri caizse 2021 yılındaki tacıdır. Bu anlamda bir iftihar ve uzun yıllar konuşulacak bir şahsiyettir. Bu işin Hacı Kasım tarafı, zaten, kendi mecrası ve şartları içerisinde. Biz her geçen gün, her geçen ay, her geçen yıl, değişik yönlerini de öğreneceğiz.
 
Diğer taraftan! Şehid Kasım Tarafı Artık aramızda olmayan, bir yıldır yitirdiğimiz ve yitirdikten sonra, ümmetin boynuna yüklediği sorumluluklarla bizim yapmamız gereken, bir Hacı Kasım çalışması, Hacı Kasım’ın ümmetten istediği.
 
Benim naçizane olarak, kendimce sorumluluk addedip Hacı Kasım’ın sahiplenilmesi, onun bölgede neyi ifade ettiği ve bunun doğurduğu sorumlukların neler olacağı noktasında. Kendimce sorduğum soruya ürettiğim cevap; Birincisi Hacı Kasım bölgede en önemli değer, bizim omuzlarımıza yüklediği en önemli değer. Ateşli silahlar cephesi dışında bir vahdet cephesidir. Hacı Kasım gerçekten, simgesel değerde bir vahdet timsalidir. Bize en çok bu yönüyle lazım olan, bizi en çok bu yönüyle ilgilendirmesi gereken bir şahsiyettir. Hacı Kasım’ı biz! Kendi caddelerimiz de, kendi sokaklarımızda, kendi mahallelerimizde, gerçekten bir değer olarak yürüteceksek, onu bir meşale olarak kılacaksak, buradaki en büyük özelliği vahdet özelliğidir.
 
Çünkü dikkat edin! Hacı Kasım çok zor bir coğrafyada çok zor ve güzel işler çıkardı. Irak’ı bilenler bilir. Irak bu coğrafyada, zorunun, zorunun zoru bir yerdir. Orada insanları sadece Sünni-Şii, Müslüman-gayrimüslim diye ayıramıyorsunuz. Sokak sokak ayrılıyor insanlar. Aşiret aşiret ayrılıyor insanlar. Hacı Kasım, bu coğrafyada çalışmış. O insanları örgütleyebilmiş bir insandır. Bunu yapabilen insan, karşıya güven vermeye haiz bir insan demektir. Acaba Hacı nasıl bir ahlak ile, hangi diplomatik dilleri kullanarak, hangi söylemleri kullanarak bu derecede bir konsensüs yarattı. Bu gerçekten ümmete lazım olan bir şeydir. Bu yönüyle baktığımızda, Hacı Kasım’ın çizgisinden uzaklaştık gibime geliyor. Bunu herhangi bir kimse için söylemiyorum. Genel portreye ümmet anlamında coğrafya anlamında baktığımda böyle görüyorum.
 
Hacı Kasım’ın vahdet dili, bizim açımızdan çok önemli çünkü bu coğrafya, bir biriyle konuşuyor, anlaşabiliyor olması lazım. Bizim bir tek bile dahi, muhalefetimizle kavga etmeye, onu ötekileştirmeye, onunla ilişkimizi koparmaya lüksümüzün olmadığı bir süreçten geçiyoruz. Birçok şey şu anda cehalet üzerinden yürüyor. Siyonist medya odaklarının, emperyalist medya odaklarının bu coğrafyadaki gücünü hepimiz biliyoruz. Bunların halkları etkilememesi diye bir şeyin söz konusu olamayacağını da biliyoruz. Herkes kendi bakış açısından yola çıktığında, değerlendirmesi biraz zor olabilir. Bu işler biraz da empati üzerinden yürümesi gerekiyor.
 
Siyonizm’in bu coğrafya üzerindeki taarruzu çok yüksek. Etkileme kabiliyeti çok yüksek. Binlerce haber üretiyor. Binlerce manipülasyonlar yapıyor. Binlerce şahsiyet terörü üzerinden bu mazlum coğrafyada haberler üretiyor. Halklar etkileniyor. Halklar bunlar üzerinden yönlendiriliyor. Bizim bu manada bunlara karşı çıkış stratejisi oluşturmamız gerekiyor. Bu yönü ile, Hacı Kasım’ın örnek alınması gerektiğine inanıyorum.
 
Artık bir devrimci nesil savaş strateji dönemini yaşıyoruz. Savaş sadece cephede yürümüyor. Evimizin içerisinde de bir taarruza maruz kalıyoruz. Bu yüzden doğunun anti emperyalist rol modeli olan, Hacı Kasım bu yönüyle semboldür. Hacı Kasım bir  anti emperyalist, Türkiye’nin solcuları niye Hacı Kasımı tanımazlar? coğrafyanın sosyalist akımına mensup insanları niye Hacı Kasımı tanıyamadı? Bu birazda bizim sorumluluğumuz. Zaman içerisinde, Hacı Kasım’ı tanıyan insanlar bu yönüyle anlatmak zorundalar. Hacı Kasım’ın şehadetinden geriye kalanları topladıklarında. Aslında coğrafya ortaya  çıkıyor.
 
Çok manidar ve benim açımdan çok duygusal bir haldir bu. Hacı Kasım’dan geriye Yemen’den bir akik yüzük kalmış. Filistin’den bir puşi kalmış. Irak’tan bir tesbih kalmış. Suriye’de Hz.  Zeyneb’in haremine teberrüken sürülmüş, yeşil bir bez kalmış. İran’dan bir şiir defteri kalmış. Hacı Kasım bizim coğrafyamızdır. Hacı Kasım bu bölgedir. Hacı Kasım doğudur. Bu gölgenin timsalinin insan nezdin deki halidir.
 
Bu yönüyle değerlendirdiğimizde bu coğrafya topraklarının bütünlüğü noktasında emek harcamış. Bu coğrafyanın halkları içerisinde herkese, Mihriban olabilmiş, Filistin’inden Afganistan’ından, Pakistan’ından, Yemen’inden, Suriye ve Irak’ından, her bölgede konuşabilen bir dil geliştirebilmiş. Yani Esat ile konuşabilmiş. Putin ile konuşabilmiş. Yemen’le konuşabilmiş. Bu çok değerli bir şeydir. İnsanların savaş içerisinde çok iyi komutan olmaları, harita üzerinde çok profesyonel olmaları bir değerdir. Bunu kabul ediyorum. Bunu önemsiz addetmiyorum. Ama Hacı Kasım Bir eli yetimlerin başı üzerinde, hepimiz görüyoruz.
 
Hacı Kasım’ın şehid çocuklarını koklayışı, başları üzerinde elini gezdirişi, onun bir elidir. Diğer elide KGB den gelme Putin’i  Rusya’da ikna eden haritalar üzerindeki bir elidir. Hacı Kasım bir uçtan bir ucadır. Yani biz çok önemli bir değeri çok ciddi bir değeri kaybetmişiz. Bu kaybettiğimiz bir değer, diğer taraftan şunu da biliyoruz. Seyyid Hasan Nasrallah, İmad Muğniye’nin şehadet konuşmasında şöyle bir şey söylemişti: ‘’Bizler etrafımızdaki değerleri yaşadıkları süre içerisinde sizlerden gizletme gibi bir vazifeyle mükellefiz. Bizim etrafımızda ümmet içerisinde çalışan o kadar güçlü, özel değerler varki! Bizim vazifemiz, onlar yaşarken onları sizden gizlemektir. Taki Şehid oldukları zamana  kadar. Şehid oldukları gün yine bize vazifedir’ki onları sizlere tanıtalım.”
 
Hacı Kasım’lar, Mustafa Bedrettin’ler,İmad Muğniye’ler böyle insanlardı. Bununla beraber şunu da biliyoruzki; aynı değerde insanlar yine bu coğrafyada varlar. Yine çalışıyorlar. Onlar yine vazifelerinin başındadırlar. Bunu nerden anlıyoruz? Hacı Kasım’ın şehadetinden geçen bir yıl içerisindeki direnişin gücünden anlıyoruz. Amerika Hacı Kasım’ı Şehid ederken bir şeyi murad etmişti. Trump’ın peş peşe attığı tivitler de ve İsrail’e gönderdiği kutlama mesajlarında bunu görüyorduk.
 
İşte biz çok önemli birini kaybettik. Tabiri caizse karşı tarafı, karşı cepheyi bozguna uğrattık. Yani tesbihin ipini kopardık. Sanıyorlardı. Ama geçen bir yıl bize, yaşadığımız şuan bile direnişin ve ümmetin nice Hacı Kasım’ları olduğunu gösterdi. Şimdi sizde bilmiyorsunuz. Bende bilmiyorum. Şehid oldukları güne kadar bilmeyeceğiz de. Buda bizim özgüvenimizin  olması gereken bir alan. Direniş cephesinin Hacı Kasım’ın şehadetinden bu güne kadarki hali, asla bir zaafiyet göstermemiştir.
 
Geri adım atmamıştır. Kopukluk ve dağınıklık yaşamamıştır. Hatta Amerika’nın bu topraklardan çıkması adına, önceki durumdan daha iyi bir durumdadır. Buda yaşayan Hacı Kasım’lar tarafından oluyor.
 
Hacı Kasım’ın Şehadetinden, dolayı elbette ümmet ve direniş cephesi çok önemli bir değerini kaybetti. Ama her şeyini kaybetmedi. Direniş cephesi örgütlü bir yapıdır. Değerlerini saklayabilen, değerlerini olması gereken yerlerde yönlendiren bir yapı olması hasebiyle, yoluna devam ediyor.
 
Bu duygu ve düşüncelerle yine sözümün başına dönüyorum. Sizin kanalınız vasıtasıyla, kardeşlerden dostlardan, arkadaşlardan rica ediyorum. Lütfen! Enerjilerimizi birbirimizin üzerlerine boşaltmayalım! İnsanlar bize karşı hakaret içinde olabilirler. Cahilde olabilirler. Olmaması gereken sözlerde sarf edebilirler. Bunlar kendi alanlarına çektiği  zaman, sizi de yolunuzdan etmiş olurlar. Siz kendi mecranızda, kalmalısınız.
Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi Allah’a emanet ediyorum hayırlar diliyorum.
 

Diğer Yazılarımız